27 Nisan 2017 Perşembe

Ali Kayası Kahramanmaraş

Kahramanmaraş-Süleymanlı (Ilıca) Karayolunun 32. kilometresinde bulunan Ali Kayası'nın Sarp ve heybetli bir yapısı vardır.



İki sarp yalçın kayanın arasında çağlayanlar halinde akan suların etrafı çam ve meşeliklerle kaplıdır.


Heybetli görünüme sahip olan Ali Kayası'nın yüksekliği 148 metredir. Menzelet baraj gölü havzasında yer almaktadır.


Ali Kayası; Kahramanmaraş merkez Bulutoğlu köyü Karput Mezrası sınırları içerisinde bulunan ve ismi Hz. Ali’ye nispet edilen bir kaya ziyaretidir. 

Ali Kayası eski Kahramanmaraş-Kayseri karayolunun 25. kilometresinde yolun sol tarafında, yerden 150 m. yükseklikte olduğu söylenen düz bir kayadan oluşmaktadır. 



ALİ KAYASI EFSANESİ NEDİR?

 Efsaneye göre Hz. Ali küffarla savaşa giderken yolu bu sarp ve yalçın kayaya düşmüş ve burada bir süre mola ver-miş. Hz. Ali, kendi adıyla anılan kayanın üzerine geldiğinde, kayanın Güredi Kalesi’yle bitiştiğini ve aynı adı taşıyan Güredi (Tekir) suyunun da yine Ali Kayası tarafından tıkanıp bir göl haline geldiğini görmüş. Bu duruma müdahale etmek isteyen Hz. Ali kılıcı Zülfikar’ı çekip kayaya vurduğunda kaya düz bir şekil almış ve Güredi suyu yol bulup Ceyhan Nehrine karışmış. Bu sırada Güredi Kalesi de kılıç darbesiyle yaklaşık 1,5 km. kuzeye uzaklaşmış. O sırada kalenin küffarın eline geçtiğini gören Hz. Ali, Düldül’ü şaha kaldırmış ve Ali Kayası’ndan Güredi Kalesi’ne atlayıvermiş. Kalede çetin bir savaş veren Hz. Ali, kaleyi kısa zamanda teslim almış ve kale kumandanı “Keyiş/Keşiş” in başını Zülfikar’ın ucuna takıp söz konusu kayaya doğru fırlatmış. Keşişin başı kayanın kuzey yüzüne isabet etmiş ve başın değdiği kaya parçası derhal oyuluvermiş. Söylenceye göre günümüzde “Keyiş/Keşiş’in Oyuğu (deliği)” denilen bu yerdeki beyazlık, Keşişin saçları veya kafatasına ait parçalarmış. Ancak kayanın düz ve yerden takriben 150 m. kadar yükseklikte olması dolayısıyla söz konusu oyuğa ulaşmak pek mümkün değildir. 



 Ali Kayası’nın güney yamacında 45 m2 kadar olan ve yöre halkı tarafından kutsal kabul edilen bir mağara bulunmaktadır. Düldül’ün söz konusu mağaraya girdiği, burada bir süre kaldığı ve hatta yaşadığı anlatılmaktadır. Anlatılanlara göre Düldül, bu bölgeye Hz. Ali’nin vefatından sonra yalnız başına gelmiştir. Önce “Kaya Düldülü” sonra da “Yayla Düldülü”ne uğramış, buralarda gezinmiş, sularından içmiş, mağaralarında kışı geçirmiştir. Yörede onun yerden çok yüksek olan kayalara sıçrayabildiği, derisini ıslatmadan ırmakları geçebildiği, ancak hızlı koşan bir at olmadığı anlatılmıştır. Atının bu yönünü eleştirenlere Hz. Ali’nin, “Ben düşmanından korkmayacak kadar yürekli; onu kovalamayacak kadar merhametliyim” dediği rivayet edilmiştir. Söz konusu 45 m2’lik mağa-ranın tam üzerinde ise derinliği 5 m. kadar olan ve yöre halkı tarafından “Ziyaret Suyu” olarak adlandırılan bir de su kuyusu bulunmaktadır. Anlatılara göre Hz. Ali, Zülfikar’ın ucunu yere batırdığında kaya oyulmuş ve oyulan yerden su çıkmış, sudan hem kendisi hem de atı içmiştir. Bu su ile abdest aldığı da söylenilen Hz. Ali’nin kuyunun hemen yakınında namaz kıldığı, namaz esnasında diz kapağının isabet ettiği kayanın oyulduğu ve dizlerinin izinin çıktığı varsayılmakta ve bu yere de yöre halkı “Hz. Ali’nin namaz kıldığı yer” demektedir. Mağaradan “Ziyaret Suyu”na çıkılan patika yol üzerindeki taş oyukların ise Hz. Ali’nin atı Düldül’ün ayak izleri olduğu söylenmektedir.



Kahramanmaraş ve çevresinde Hz. Ali’nin Düldül’ünün ismiyle anılan üç farklı dağın olduğu söylenmektedir. Bu dağlardan Ali Kayası’nın da içinde olduğu dağa “Kaya Düldülü”, merkez ilçe Yeşildere köyü sınırları içerisinde bulunan dağa “Orta Düldül”, Osmaniye-Düziçi ilçesi sınırları içerisinde kalan dağa ise “Yayla Düldülü” adı verilmektedir. Efsaneye göre Hz. Ali, atı Düldül’ü kendi adıyla anılan kayada arka ayakları üzerinde şaha kaldırmış ve yaklaşık 40 km. uzaklıkta olan Osmaniye-Düziçi ilçesi sınırları içerisinde kalan “Yayla Düldül’ü” dağına konmuştur.




Bu sırada atın “Orta Düldül” denilen Düldül Dağı’nı geçerken zorlandığı, bunu fark eden Hz. Ali’nin dağa “Eğil ya mübarek.” dediği ve dağın derhal eğildiği anlatılmaktadır. Hz. Ali ve atının söz konusu dağın üzerinden geçmesinden bu yana dağın ışık saçtığı, dolayısıyla çevresindeki köylerin karanlık gecelerde dahi aydınlık olduğu söylenmektedir. Başka bir anlatıya göre de Düldül, söz konusu dağı geçtiği sırada ayağı bir kayaya çarpar ve yaralanır. Düldül, acı içerisinde Düziçi ilçesinde kendi adıyla anılan dağa iner. Hz. Ali onun ayağını iyileştirmek için dağın eteğinden akan Ceyhan Nehri yakınlarına kadar getirir ve yaralı ayağını yıkar. Hemen akabinde Düldül’ün ayağı iyileşiverir. Bu sırada ayağın yıkandığı yerde aynı anda bir de sıcak su çıkar. İnanışa göre o sıcak su günümüzde de Haruniye/Düziçi Ilıcası olarak bilinmektedir. Ali Kayası Kahramanmaraş ile çevre il ve ilçelerden gelen kimseler tarafından yılın her mevsiminde ziyaret edilmektedir. Karayolunun buradan geçtiği sıralarda Afşin, Elbistan, Nurhak, Ekinözü, Göksun ile diğer il ve ilçelerden Kahramanmaraş’a giden yolcuların, Ali Kayası’nı gördüklerinde arabalarından inerek ona karşı dua ve niyazda bulundukları söylenmektedir. Buraya gelen ziyaretçilerin Hz. Ali’nin namaz kıldığı ve atının izi olduğu söylenen yerler başta olmak üzere kutsal kabul edilen yerleri dolaşarak dua edip namaz kıldıkları, söz konusu izlere yüz sürdükleri görülmüştür. Bunun yanında çeşitli hastalıkların tedavisi amacıyla yöre halkı tarafından kutsal kabul edildiği söylenen “Ziyaret Suyu”ndan içtikleri, köye getirip dağıttıkları, söz konusu su ile banyo yaptıkları ve bu vesileyle şifa buldukları ifade edilmiştir. Kuyudan su alındıktan sonra da kuyuya düğme boncuk vb. gibi şeylerin atıldığı söylenmiştir. Aynı zamanda Ali Kayası’nda adak kurbanlarının kesildiği, yağmur yağmadığı dönemlerde de yağmur duası için çıkıldığı anlatılmıştır.

Önceki

Benzer Yerler


İfadeİfade