Son paylaşılanlar

Deniz Turizmi

Kültür Turizmi

Kış Turizmi

Yayla Turizmi

31 Ekim 2018 Çarşamba

Bolu Göynük Gezilecek Yerler | Sakin şehir

Göynük, Bolu ili sınırları içerisinde merkeze 98km. Uzaklıkta 1437km2 lik bir alana kurulu denizden yüksekliği 730m olan şirin bir ilçedir. İlçe Anadolu da Türk yaşayışının, yerleşme kültürünün önemli örneklerinden biridir.



Göynük mimarisini ve doğallığını korumuş, geleneklerini sürdürmüş bir yer olarak önem kazanır. Özellikle, yörenin oluşumuna göre biçimlenmiş sokaklar. Bu sokaklara göre biçimlenmiş bahçe içinde yapılar, kimi bakımlı yemyeşil, kimi tarihin akışına bırakılmış canlı, şirin, sıcak bir yaşantının güneşli güzelliğini veren evler, eski hafifçe yosunlaşmış alaturka kiremitlerin resimsel dokusu içinde birbirinin üzerinden ileriye bakan yapılar insancıl boyutlarda yardımlaşmanın, dayanışmanın en güzel örneği işte Göynük Yörenin ilk yerleşimcileri İskitler ve Traklardır.



Tarihi Orta Anadolu ile birlikte gelişmiştir. Göynük Helenistik çağa dek Bitinya egemenliğinde idi. Sonra sırasıyla Büyük İskender, Roma ve Bizans’ın yerleşim yeri oldu. Osmanlılardan önce Selçukluların bir kolu olan Umur Bey Han Beyliğinin başkentidir. Osman Bey tarafından 1292 tarihinde Osmanlı topraklarına geçmiştir. 1330 yılında Orhan Gazi nin oğlu Gazi Süleyman Paşa Bağdat yolu üzerinde bulunan bu kenti onararak kendi ismiyle anılan camii ve hamam yaptırmıştır. İstanbul un alınışında büyük payı olan Akşemseddin Hz. Türbesi bu iki eserin avlusundadır.

Göynük son yıllarda çeşitli araştırmalara konu olmaktadır. Özellikle mimari, doğal yapı ve folklor yönünden bozulmamışlığın simgesidir. Güven içinde, sessiz, sakin bir yaşam için idealdir. Büyük kentlerin gürültüsünden, kalabalığından ve stresinden uzaklaşmak isteyenler için gönül rahatlığıyla doğa ile baş başa bir tatil için mükemmel bir yerdir  Göynük.



GÖYNÜK’E ULAŞIM:

  İSTANBUL'DAN: 

İstanbul dan Adapazarı’na kadar TEM otobanından gelip Dörtyol dan Bilecik-Eskişehir istikametine dönün. 28 km sonra Geyve-Taraklı yol ayrımına geleceksiniz. Göynük artık size 60km sonra kucak açar.

 ANKARA’DAN:         

Ankara’dan Sincan, Ayaş, Beypazarı, Çayırhan, Nallıhan istikametini seçip 150 km’den sonra Nallıhan’a ulaşırsınız. Nallıhan’dan sonra 10 km gidip sola dönün. 50 km den sonra Göynük’te siniz.

   BURSA'DAN:         

  Bursa dan Gemlik, Orhangazi, İznik yolundan Adapazarı istikametine dönün. Yaklaşık 46 km sonra Ali Fuat Paşa dan Geyve-Taraklı yoluna döndüğünüz zaman 60 km sonra saklı cennet karşınızda

  ESKİŞEHİR'DEN:         

  Bilecik-Geyve yolunda Taraklı yol ayrımına vardıktan sonra 60 km daha giderseniz Göynük sizi karşılar.

    BOLU DAN:
 Bolu’dan 50 km kadar yol alıp Mudurnu girişine geldiğinizde sağa dönün. 5 km sonra karşınıza Göynük kavşağı çıkacak.. Artık Göynük’le aranızda sadece 32 km kaldı

Tohma Çayı Kanyonu - Malatya

Darende Somuncu Baba Camii ile Taş Köprü arasında kalmaktadır. Tohma Çayı’nın her iki yamacı dik kayalıklar ve sarp bir vadi biçimindedir. Kayalıklar üzerindeki doğal oyuklar ve mağara şeklindeki kısımlar dikkati çekmektedir. Ayrıca bu kayaların yamaç kısmında, kayalar oyularak Somuncu Baba Camii’ne kanal ile su getirilmiştir.




Kısmen yıkılmış vaziyette olan bu kanalın bazı kısımları beton yapı malzemeleriyle onarılmıştır. Alanda rafting, trekking, foto safari ve tırmanış gibi etkinlikler yapılmaktadır. Bu alanda rafting sporları için başlangıç noktası bulunmaktadır. 





Sekiz kilometre uzunluğundaki kanyon, orta zorlukta rahat bir parkur olup, gidiş-geliş yaklaşık bir saat sürer. Somuncu Baba otoparkından kanyona 10 dakikada ulaşılabilir. 





İlgili Aramalar: Tohma Kanyonu, darende, darende tohma,

12 Haziran 2018 Salı

Siirt Deliklitaş | Botan Kanyonu | Rasıl Hacar Kanyonu

Siirt'te kanyon vadi. Siirt Deliklitaş kanyon, Siirt Botan Kanyonu, ve herkesin bildiği bir isimle Rasıl Hacar kanyonu, evet Türkiye'mizin güzelliklerinden bir tanesi Siirt'te bulunuyor. Turizm bakımından yeterli tanıtılmamış bir alan. Siirt'e uğrarsanız bu güzelliği mutlaka görmenizi tavsiye ediyoruz.


Altından Tüm Haşmetiyle Geçmekte Olan Uluçay’a (Botan) Tepeden Kuşbakışı Bakan Taşbaşı Mağarası, Ziyaretçilerine Eşsiz bir Manzara Sunmaktadır. 


Şehir merkezinden yaklaşık 4 km. uzakta olan Eruh yolunda bulunan Rasıl Hacar (Taş Başı), şehir ve kargaşasından uzak, doğa harikası olan bir yer. Doğa hayranı olanların ve doğa sporcularının arayıp ta bulamadıkları bir yer.



Anayoldan ayrılan patika bir yol ile 600-700 metre sonra büyüleyici ve nefes kesici o doğa harikasına ulaşabiliyorsunuz. Manzarası enfes. Uçurumlara bakanın içi ürperiyor. Doğanın sessizliğine ta derinlerden gelen Botan çayının akışı ayrı bir heyecan katıyor. Mağaralar, bir zamanlar orada yaşamın olduğu düşüncelerinizi ve tefekkürünüzü tetikliyor. Ne yazık ki bu baş döndürücü doğa harikasında nergis çiçekleri toplarken uçuruma yuvarlanıp yaşamını yitiren(ler) de var.





İlgili Aramalar: Siir gezilecek yerler, Siirtte nereleri gezmeli, Siirt gezi, siirt kanyon, siirtte kanyon, botan kanyonu nerede, deliklitaş nerede, rasıl hacar kanyonu nerede,

24 Mayıs 2018 Perşembe

Çarşamba Yeşilırmak Doğal Yaşam Parkı

Çarşamba Belediye Başkanı Hüseyin Dündar, Yeşilırmak şehri olan Çarşamba’da 'Doğal Yaşam Parkı' adlı projesini hayata geçirdi.

Çarşamba'da bittiğinde Doğal Yaşam Parkı olacak olan proje hakkında bilgiler veren Çarşamba Belediye Başkanı Hüseyin Dündar, “Yeşilırmak nehir yatağı üzerinde ve Yeşilırmak kıyısında yeni projelerimizi hayata geçireceğiz.” dedi.



 YEŞİLIRMAK DOĞAL YAŞAM PARKI 
 Çarşamba İlçesi’nin yaklaşık 3 km Güney’inde 600 dönümlük alanın Doğal yaşam Parkı olarak yeniden düzenlendiğini kaydeden Belediye Başkanı Hüseyin Dündar, “Adapark projesinin tamamlanmasının ardından yine Yeşilırmak kıyısında bulunan Demiraslan köyü civarındaki yaklaşık 600 dönümlük alanda Yeşilırmak Doğal yaşam Parkı oluşturulması için yürütülen çalışmalar tamamlanarak uygulama projeleri hazırlandı. Maliye Bakanlığı tarafından Çarşamba Belediyesi’ne tahsis edilen bu bölgede Spor alanları, Çocuk oyun alanları, gezi ve yürüyüş yolları, dinlenme alanları, piknik alanları, ekolojik yaşam alanları, doğa sporları alanı ile birlikte fidanlık ve bitki yetiştirme alanları, At binicilik tesisleri gibi kullanımlar yer alacak.” dedi.



 YEŞİLIRMAK’TA TURİZM VE GEZİ AMAÇLI NEHİR ULAŞIMI

 Çarşamba Belediyesi’nin Yeşilırmak nehir yatağı üzerinde gezi ve turizm amaçlı nehir ulaşımı projesini hayata geçirdiğini kaydeden Belediye Başkanı Dündar, “1950 -1960 yıllara kadar Yeşilırmak üzerinde Ayvacıktan, Çarşamba Şehir merkezine ve Karadeniz’e doğru köylere tekne ve sallarla taşımacılık yapıldığı bilinmektedir. Özellikle ilçenin Kültür turizmine ve sosyo ekonomik yaşamına büyük katkı sağlayacak bu projenin gerçekleşmesi için çalışmalar başladı. Tüm bu çalışmaların sonucunda Çarşamba Belediyesi; hem Yeşilırmak’ta güzel bir hizmeti hayata geçirmiş, hem de Ülkemizin en eski ve orijinal eserlerinin bulunduğu yerlere ziyaret sağlanacak kültür turizmini başlatmış olacak.” şeklinde konuştu.






İlgili Aramalar: Yeşilırmak Doğal Yaşam Parkı, Çarşamba doğal yaşam parkı, Samsun'da gezilecek yerler,

13 Nisan 2018 Cuma

Ankara Anıtkabir | Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün Anıtkabir'i




Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu, inkılapların yaratıcısı, kahraman asker,büyük önder Mustafa Kemal Atatürk'ün ebedi istirahatgahının bulunduğu Anıtkabir, Rasattepe' de inşa edilmiştir.



 Mimarları Prof. Emin Onat ve Doç. Orhan Arda'dır. 1944 yılında yapımına başlanan anıt, 1953'te tamamlanmıştır. Aynı yıl Ata, Etnografya Müzesindeki geçici kabrinden büyük bir törenle buraya nakledilmiştir.

Türk Kurtuluş Savaşı'nın ve Türk İnkılâplarının büyük önderi Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'ün, Türk vatanının bağımsızlığını kazanması için giriştiği savaş ve Türk milletini çağdaş uygarlık seviyesine ulaştırmak amacıyla gerçekleştirdiği inkılâplarla geçen yaşamı 57 yıl sürmüş ve Büyük Önder 10 Kasım 1938'de ebediyete intikal etmiştir.

Mustafa Kemal Atatürk, Türkiye'yi bütün kurumları ile çağdaş uygarlığın bir üyesi yapan, insanlık tarihine mal olmuş büyük bir önderdir. O'nun yüceliğini her yönüyle temsil edecek, ilke ve inkılâpları ile çağdaşlaşmaya yönelik düşüncelerini yansıtacak bir anıtmezar yapma fikri, Atatürk'ü kaybetmenin derin hüznü içindeki Türk milletinin ortak isteği olarak belirmiş ve yapımına karar verilmiştir.



RASATTEPE (ANITTEPE)

Anıtkabir yapılmadan önce rasat istasyonu bulunması dolayısıyla Anıttepe'nin ismi Rasattepe idi.

Bu tepede, M.Ö 12. yüzyılda Anadolu'da devlet kuran Frig uygarlığına ait tümülüsler (mezar yapıları) bulunmaktaydı. Anıtkabir'in Rasattepe'de yapılmasına karar verildikten sonra bu tümülüslerin kaldırılması için arkeolojik kazılar yapıldı. Bu tümülüslerden çıkarılan eserler, Anadolu Medeniyetleri Müzesi'nde sergilenmektedir.

ANITKABİR'İN İNŞAASI

Anıtkabir projesinin belirlenmesinden sonra, inşaatın başlayabilmesi için ilk aşamada kamulaştırılma çalışmalarına başlandı. Anıtkabir'in inşaatı ise 9 Ekim 1944'de görkemli bir temel atma töreni ile başladı. Anıtkabir'in inşası 9 yıllık bir süre içinde 4 aşamalı olarak yapılmıştır.

Birinci Kısım İnşaat: 1944-1945
Toprak seviyesi ve aslanlı yolun istinat duvarının yapılmasını kapsayan birinci kısım inşaata 9 Ekim 1944'te başlamış ve 1945'te tamamlanmıştır.

İkinci Kısım İnşaat: 1945-1950
Mozole ve tören meydanını çevreleyen yardımcı binaların yapılmasını kapsayan ikinci kısım inşaat 29 Eylül 1945'te başlamış, 8 Ağustos 1950'de tamamlanmıştır. Bu aşamada inşaatın kâgir ve betonarme yapı sistemine göre, temel basıncının azaltılması göz önünde tutularak, anıt kütlesinin "temel projesinin" hazırlanması kararlaştırılmıştır. 1947 yılı sonuna kadar mozolenin temel kazısı ve izolasyonu tamamlanmış ve her türlü çöküntüleri engelleyecek olan 11 metre yüksekliğinde betonarme temel sisteminin demir montajı bitirilme aşamasına gelmiştir.

Giriş kuleleri ile yol düzeninin önemli bir kısmı, fidanlık tesisi, ağaçlandırma çalışmaları ve arazinin sulama sisteminin büyük bir bölümü tamamlanmıştır.

Üçüncü Kısım İnşaat: 1950
Anıtkabir üçüncü kısım inşaatı, anıta çıkan yollar, aslanlı yol, tören meydanı ve mozole üst döşemesinin taş kaplaması, merdiven basamaklarının yapılması, lahit taşının yerine konması ve tesisat işlerinin yapılmasını kapsıyordu.

Dördüncü Kısım İnşaat: 1950-1953
Anıtkabir'in 4. kısım inşaatı ise şeref holü döşemesi, tonozlar alt döşemeleri ve şeref holü çevresi taş profilleri ile saçak süslemelerinin yapılmasını kapsıyordu. Dördüncü kısım inşaat 20 Kasım 1950'de başlamış ve 1 Eylül 1953'te bitirilmiştir.

"Anıtkabir Projesi"nde mozolenin kolonat üstünde yükselen tonoz bir bölüm vardı. 4 Aralık 1951 tarihinde hükümet, şeref holünün 28 m.lik yüksekliğinin azaltılması ile yapının daha çabuk bitirilmesinin mümkün olup olmadığını mimarlara sordu.

Mimarlar yaptıkları çalışmalar sonunda şeref holünü taş bir tonoz yerine, bir betonarme tavan ile örtmenin mümkün olduğunu bildirdiler. Böylece tonoz yapının zemine vereceği ağırlık ve bunun doğuracağı teknik mahzurlar da ortadan kalkıyordu.

Anıtkabir yapımında beton üzerine dış kaplama malzemesi olarak kolay işlenebilen gözenekli, çeşitli renklerde traverten, mozole içi kaplamalarında ise mermer kullanılmıştır.

Heykel grupları, aslan heykelleri ve mozole kolonlarında kullanılan beyaz travertenler Kayseri Pınarbaşı İlçesi'nden, kulenin iç duvarlarında kullanılan beyaz travertenler ise Polatlı ve Malıköy'den getirilmiştir. Kayseri Boğazköprü mevkiinden getirilen siyah ve kırmızı travertenler tören meydanı ve kulelerin zemin döşemelerinde, Çankırı Eskipazar'dan getirilen sarı travertenler zafer kabartmaları, şeref holü dış, duvarları ve tören meydanını çevreleyen kolonların yapımında kullanılmıştır.

Şeref holünün zemininde kullanılan krem, kırmızı ve siyah mermerler Çanakkale, Hatay ve Adana'dan, şeref holü iç yan duvarlarında kullanılan kaplan postu Afyon'dan, yeşil renk mermer Bilecik'ten getirilmiştir. 40 ton ağırlığındaki yekpare lahit taşı Adana'nın Osmaniye İlçesi'nden, lahitin yan duvarlarını kaplayan beyaz mermer ise Afyon'dan getirilmiştir.

ANITKABİR'İN MİMARİ ÖZELLİKLERİ

Türk mimarlığında 1940-1950 yılları arası, "II. Ulusal Mimarlık Dönemi" olarak adlandırılır. Bu dönemde daha çok anıtsal yönü ağır basan, simetriye önem veren, kesme taş malzemenin kullanıldığı binalar yapılmıştır. Anıtkabir bu dönemin özelliklerini taşımaktadır.

Bu dönem özellikleri ile birlikte Anıtkabir'de Selçuklu ve Osmanlı mimari özelliklerine ve süsleme öğelerine sıkça rastlanır.

Örneğin dış cephelerde, duvarların çatı ile birleştiği yerde kuleleri dört yandan saran Selçuklu taş işçiliğinde testere dişi olarak adlandırılan bordür bulunmaktadır. Ayrıca Anıtkabir'in bazı yerlerinde (Mehmetçik Kulesi, Müze Müdürlüğü) kullanılan çarkıfelek ve rozet denilen taş süslemeler Selçuklu ve Osmanlı sanatında da göze çarpmaktadır.

Bütün bu özellikleriyle yapıldığı dönemin en iyi örneklerinden biri olan Anıtkabir yaklaşık 750.000 m² lik bir alanı kaplamakta olup, Barış Parkı ve Anıt Bloku olarak iki kısma ayrılır.

A- BARIŞ PARKI

Anıtkabir; Atatürk'ün "Yurtta Sulh, Cihanda Sulh" özdeyişinden ilham alınarak, çeşitli yabancı ülkelerden ve Türkiye'nin bazı bölgelerinden getirilen fidanlarla oluşturulan Barış Parkı içinde yükselmektedir.

Afganistan, A.B.D., Almanya, Avusturya, Belçika, Çin, Danimarka, Finlandiya, Fransa, Hindistan, Irak, İngiltere, İspanya, İsrail, İsveç, İtalya, Japonya, Kanada, Kıbrıs, Mısır, Norveç, Portekiz, Yugoslavya ve Yunanistan'dan çeşitli ağaç ve fidanlar getirilmiştir. Bugün Barış Parkı'nda 104 ayrı türden yaklaşık 48.500 adet süs ağacı, ağaççık ve süs bitkisi bulunmaktadır.

B- ANIT BLOKU

Anıtkabir Anıt Bloku üç bölümden oluşmaktadır.

1- Aslanlı Yol
2- Tören Meydanı
3- Mozole

Anıtkabir'e Tandoğan kapısından girildiğinde Barış Parkı içerisinde uzanan yoldan Aslanlı Yol başındaki 26 basamaklı geniş merdivenlere ulaşılır. Merdivenin hemen başında karşılıklı olarak istiklal ve hürriyet kuleleri yer alır.

Anıtkabir yapı topluluğu içinde, simetri gözetilerek yerleştirilmiş olan on adet kule vardır. Bu kulelere ulusumuzun ve devletimizin oluşumunda büyük tesirleri olan yüce kavramları temsil eden isimler verilmiştir. Kuleler, plan ve yapı bakımından birbirinin benzeridir. Kareye yakın 12 x14 x7,20 m. boyutlarında dikdörtgen plan üzerine kurulmuş olan kulelerin üzeri piramit biçiminde çatılarla örtülüdür. Çatıların tepelerinde, eski Türk çadırlarında görülen tunç mızrak ucu vardır. Eski Türk kilim desenlerinden alınmış geometrik süslemeler, fresk tekniğinde uygulanmıştır.

Ayrıca kulelerin iç duvarlarında, o kulenin ismiyle ilgili bir kompozisyon ve Atatürk'ün özlü sözleri bulunmaktadır.

İSTİKLAL KULESİ

Aslanlı yolun sağ başındaki İstiklal Kulesi'nin iç duvarlarında bulunan kabartmada, ayakta duran ve iki eliyle kılıç tutan bir gencin yanında bir kaya üzerine konmuş kartal figürü görülmektedir. Kartal, mitolojide ve Selçuklu sanatında gücün, istiklâl ve bağımsızlığın sembolü olarak tasvir edilmiştir. Kılıç tutan genç ise istiklali savunan Türk milletini temsil etmektedir. Kabartma Zühtü Müridoğlu'nun eseridir.




Ayrıca kule duvarlarında yazı bordürü olarak Atatürk'ün istiklalle ilgili şu sözleri yer almaktadır:

"Ulusumuz en korkunç yok oluşla son buluyor gibi görünmüşken, tutsak edilmesine karşı evladını ayaklanmaya davet eden atalarının sesi, kalplerimiz içinde yükseldi ve bizi son Kurtuluş Savaşı'na çağırdı." (1921)

"Hayat demek savaşma, çarpışma demektir. Hayatta başarı kesinlikle savaşta başarı kazanmakla mümkündür." (1927)

"Biz hayat ve bağımsızlık isteyen ulusuz ve yalnız ve ancak bunun için hayatımızı hiçe sayarız." (1921)

"İnsaf ve merhamet dilenmek gibi bir prensip yoktur. Türk ulusu, Türkiye'nin gelecekteki çocukları, bunu bir an hatırdan çıkarmamalıdırlar." (1927)

"Bu ulus bağımsızlıktan yoksun olarak yaşamamıştır, yaşıyamaz ve yaşamıyacaktır, ya istiklal ya ölüm." (1919)

Kulenin içinde ise Anıtkabir maketi ile Anıtkabir'i tanıtıcı ışıklı panolar bulunmaktadır.



HÜRRİYET KULESİ

Aslanlı Yol'un sol başında bulunan Hürriyet Kulesi içindeki kabartmada; elinde kağıt tutan melek figürü ile meleğin yanında şaha kalkmış bir at tasvir edilmiştir. Melek figürü bağımsızlığın kutsallığını, elindeki kağıt "Hürriyet Beyannamesi"ni sembolize etmektedir. At figürü ise hürriyet ve bağımsızlık sembolüdür. Kabartma Zühtü Müridoğlu'nun eseridir.

Kule duvarlarında Atatürk'ün hürriyet ile ilgili şu sözleri yazılıdır.

"Esas, Türk ulusunun saygın ve onurlu bir ulus olarak yaşamasıdır. Bu esas ancak tam bağımsızlığa sahip olmakla sağlanabilir. Ne kadar zengin ve bolluk içinde olursa olsun bağımsızlıktan yoksun bir ulus, uygar insanlık karşısında uşak olmak durumundan yüksek bir işleme hak kazanamaz." (1927)

"Bence, bir ulusta şerefin, onurun, namusun ve insanlığın sürekli olarak bulunabilmesi kesinlikle o ulusun özgürlük ve bağımsızlığına sahip olabilmesiyle mümkündür."

"Özgürlüğün de, eşitliğin de, adaletin de dayandığı ulusal egemenliktir."

"Bütün tarihsel yaşantımızda özgürlük ve bağımsızlığa sembol olmuş bir ulusuz."

Kule içinde Anıtkabir'in inşaat çalışmalarını gösteren fotoğraf sergisi ve inşaatta kullanılan taş örnekleri bulunmaktadır.



KADIN HEYKEL GRUBU

İstiklal kulesinin önünde, ulusal giysiler giymiş üç kadından oluşan bir heykel grubu vardır. Bu kadınlardan kenarlardaki ikisi yere kadar uzanan kalın bir çelenk tutmaktadır. Başak demetlerinin meydana getirdiği çelenk bereketli yurdumuzu temsil etmektedir. Soldaki kadın, ileri uzattığı elindeki kapla Atatürk'e tanrıdan rahmet dilemekte, ortadaki kadın eliyle yüzünü kapamış ağlamaktadır.

Bu üçlü grup, Türk kadınlarının Atatürk'ün ölümünün derin acısı içinde bile gururlu, ağırbaşlı ve azimli oluşunu dile getirmektedir. Heykel grubu Hüseyin Özkan'ın eseridir.



ERKEK HEYKEL GRUBU

Hürriyet Kulesi'nin önünde üç erkekten oluşan heykel grubu vardır. Sağdaki erkek başında miğferi ve kalın kaputu ile Türk askerini temsil ederken, onun yanında elinde kitabı ile Türk gençliğini ve aydın insanı, biraz gerisinde ise yerel kıyafetlerle Türk köylüsü temsil edilmiştir. Her üç heykelin yüzünde derin acı ile Türk milletinin kendine özgü ağırbaşlılığı ve yüksek irade gücü dile getirilmiştir. Heykel grubu, Hüseyin Özkan'ın eseridir.



ASLANLI YOL

Ziyaretçileri Atatürk'ün yüce huzuruna hazırlamak için yapılmış olan 262 m. uzunluğundaki yolun iki yanında oturmuş pozisyonda 24 aslan heykeli bulunmaktadır. Atatürk'ün Türk ve Anadolu tarihine verdiği önem sebebiyle, Anadolu'da uygarlık kuran Hititlerin sanat üslubu ile yapılan aslan heykelleri kuvvet ve sükuneti temsil etmektedir. Heykeller Hüseyin Özkan'ın eseridir.

TÖREN MEYDANI

Aslanlı yolun sonunda yer alan tören meydanı 129 x84,25 m. boyutlarındadır. 15.000 kişi kapasiteli bu alanın zemini; siyah, kırmızı, sarı ve beyaz renkte traverten taşlardan oluşan 373 adet halı ve kilim deseniyle bezenmiştir.

MEHMETÇİK KULESİ

Aslanlı yolun bitiminde sağda Mehmetçik Kulesi yer almaktadır. Kulenin dış yüzeyinde yer alan kabartmada; cepheye gitmekte olan Mehmetçiğin evinden ayrılışı ifade edilmektedir. Bu komposizyonda, elini asker oğlunun omuzuna atmış onu vatan için savaşa gönderen hüzünlü, fakat gururlu anne tasvir edilmiştir. Kabartma Zühtü Müridoğlu'nun eseridir.

Kulenin duvarlarında Atatürk'ün Mehmetçik ve Türk kadınları hakkında söylediği özlü sözler yer almaktadır:

"Kahraman Türk eri Anadolu savaşlarının anlamını kavramış, yeni bir ülke ile savaşmıştır." (1921)

"Dünyanın hiçbir yerinde, hiçbir ulusunda Anadolu köylü kadının üstünde kadın çalışmasından söz etmek imkânı yoktur." (1923)

"Bu ulusun çocuklarının özverileri, kahramanlıkları için ölçü birimi bulunamaz."

Kulenin içinde; Anıtkabir ve Atatürk ile ilgili çeşitli kitaplar ve hediyelik eşyalar ziyaretçilere sunulmaktadır.

ATATÜRK VE TÜRK DEVRİMİ KÜTÜPHANESİ

Mehmetçik ve Zafer kuleleri arasında yer alan; müze, kitaplık ve Kültürel Faaliyetler Müdürlüğü'nün içindeki birimde "Atatürk ve Türk Devrimi Kütüphanesi" bulunmaktadır. Atatürk, milli mücadele ve inkılâplar konulu Türkçe ve yabancı dillerde kitapların bulunduğu bir "İhtisas Kütüphanesi" olarak, her kesimden araştırmacı ve okuyucuya hafta içi 09.00-12.30 / 13.30-17.00 saatleri arasında hizmet vermektedir.

ZAFER KULESİ

Kulenin duvarlarında Atatürk'ün en önemli üç zaferinin tarihi ve zaferle ilgili özlü sözleri yazılıdır.

Kule içinde Atatürk'ün naaşını 19 Kasım 1938'de İstanbul Dolmabahçe Sarayı'ndan alarak Sarayburnu'nda donanmaya teslim eden top arabası sergilenmektedir.

İSMET İNÖNÜ'NÜN LAHTİ

Barış ve Zafer Kuleleri arasında yanları açık sütunların oluşturduğu galerinin ortasında 25 Aralık 1973 yılında vefat eden Atatürk'ün en yakın silah arkadaşı, Türk Milli Mücadelesinin Batı Cephesi komutanı ve ikinci Cumhurbaşkanı İsmet İnönü'nün sembolik lahdi bulunmaktadır. Mezar odası alt kattadır.

İsmet İnönü, Anıtkabir'e 28 Aralık 1973'te Bakanlar Kurulu Kararı ile defnedilmiştir.

BARIŞ KULESİ

Kulenin iç duvarında Atatürk'ün "Yurtta Barış, Dünyada Barış" ilkesini dile getiren bir kabartma kompozisyonu yer almaktadır. Bu kabartmada çiftçilik yapan köylüler ve yanlarında kılıcını uzatarak onları koruyan bir asker figür tasvir edilmiştir. Bu asker barışın sağlam ve güvenli kaynağı olan Türk ordusunu sembolize etmektedir. Bu şekilde insanlar Türk ordusunun sağladığı huzur ortamı içinde günlük hayatlarını devam ettirmektedirler. Kabartma, Nusret Suman'ın eseridir.

Kule duvarlarında Atatürk'ün barış ile ilgili şu sözleri yer almaktadır.

"Dünya vatandaşları kıskançlık, açgözlülük ve kinden uzaklaşacak şekilde terbiye edilmelidir." (1935)

"Yurtta Barış, Cihanda Barış."

"Ulusun hayatı tehlikeyle karşı karşıya kalmadıkça savaş bir cinayettir." (1923)

Kulenin içinde ise Atatürk'ün 1935-1938 yılları arasında kullandığı Lincoln marka tören ve makam otomobilleri sergilenmektedir.

23 NİSAN KULESİ

Kulenin iç duvarında 23 Nisan 1920'de Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin açılışını temsil eden bir kabartma yer almaktadır. Bu kabartmada, ayakta duran kadının tuttuğu kağıdın üzerinde 23 Nisan 1920 yazılıdır. Kadının diğer elinde Millet Meclisimizin açılışını simgeleyen bir anahtar bulunmaktadır. Kabartma, Hakkı Atamulu'nun eseridir.

Kule duvarlarında meclisin açılışıyla ilgili Atatürk'ün özlü sözleri yer almaktadır:

"Bir tek karar vardı: O da ulusal egemenliğe dayalı, hiçbir koşula bağlı olmayan bağımsız, yeni bir Türk Devleti kurmak." (1919)

"Türkiye Devletinin tek ve gerçek temsilcisi yalnız ve ancak Türkiye Büyük Millet Meclisi'dir."

"Bizim bakış açılarımız kuvvetin, gücün, egemenliğin, yönetimin doğrudan doğruya halka verilmesidir, halkın elinde bulundurulmasıdır."

Kulede Atatürk'ün 1936-1938 yılları arasında kullandığı Cadillac marka özel otomobili sergilenmektedir.

BAYRAK DİREĞİ

Anıtkabir'in Çankaya yönündeki 28 basamaklı tören meydanına giriş merdivenlerinin ortasında, tek parçalı yüksek bir direk üzerinde Türk bayrağı dalgalanır. Amerika'da özel olarak yaptırılan 33.53 m. yüksekliğindeki bu direk, Avrupa'daki tek parça çelik bayrak direklerinin en yükseğidir. Direğin 4 metresi kaidenin altında kalmaktadır. Amerika'da yaşayan Türk asıllı Amerika vatandaşı Nazmi Cemal tarafından, kendi bayrak direği fabrikasında imal edilerek 1946 yılında Anıtkabir'e hediye edilmiştir. Bayrak direğinin kaidesinde yer alan kabartmada; meşale Türk medeniyetini, kılıç taarruz gücünü, miğfer savunma gücünü, meşe dalı zaferi, zeytin dalı ise barışı simgelemektedir. Türk bayrağı, ulusumuzun yurdunu savunma, zafer kazanma, barışı koruma ve uygarlık kurma gibi yüce değerleri üzerinde dalgalanmaktadır. Kabartma Kenan Yontuç'un eseridir.

MİSAK-I MİLLİ KULESİ

Müzenin girişindeki bu kulenin içinde bulunan kabartma, tek vücut olarak kenetlenmemizi sembolize etmektedir. Kabartma, bir kılıç kabzası üzerinde üst üste konmuş dört elden ibarettir. Bu komposizyon Türk vatanının kurtarılması için içilen millet andını ifade etmektedir. Kabartma Nusret Suman'ın eseridir.

Kulenin duvarlarında Atatürk'ün Milli Misak ile ilgili şu sözleri yazılıdır:

"Kurtuluşumuzun genel kuralı olan ulusal andı tarih safhasına yazan ulusun demir elidir." (1923)

"Ulusal sınırlarımız içinde özgür ve bağımsız yaşamak istiyoruz." (1921)

"Ulusal benliği bulamayan uluslar başka ulusların avıdır." (1923)

Kulenin ortasında Anıtkabir'de icra edilen törenlere katılan heyetlerin özel defteri imzalamaları için imza kürsüsü yer almaktadır. Müzenin girişi olan bu kulede bulunan aktüalite panolarında Anıtkabir'de yapılan önemli törenlere ait fotoğraflar da sergilenmektedir.

ANITKABİR ATATÜRK MÜZESİ

Anıtkabir Proje Yarışması şartlarına uygun olarak, Misak-ı Milli ve İnkılâp kuleleri arasındaki bölüm müze olarak belirlenmiştir. Bu amaçla 21 Haziran 1960'ta Anıtkabir Atatürk Müzesi açılmıştır. Burada Atatürk'ün kullandığı eşyalar ve kendisine hediye edilen armağanlar ve giysileri teşhir edilmektedir.

Müzede ayrıca Atatürk'ün madalya ve nişanları ile manevi evlatlarından A. Afet İnan, Rukiye Erkin, Sabiha Gökçen'in müzeye armağan ettikleri Atatürk'e ait eşyalar sergilenmektedir.

İNKILÂP KULESİ

Müzenin devamı olan bu kulede Atatürk'ün giydiği elbiseler sergilenmektedir. Kulenin iç duvarında yer alan kabartmada zayıf, güçsüz bir elin tuttuğu sönmek üzere olan bir meşale, çökmekte olan Osmanlı İmparatorluğu'nu simgelemektedir. Güçlü bir elin göklere doğru kaldırdığı ışıklar saçan diğer bir meşale ise, yeni Türkiye Cumhuriyeti ve Atatürk'ün Türk ulusunu çağdaş uygarlık düzeyine ulaştırmak için yaptığı inkılâpları simgelemektedir. Kabartma Nusret Suman'ın eseridir.

Kule duvarlarında Atatürk'ün inkılâplarla ilgili şu sözleri yazılıdır:

"Bir toplum aynı amaca bütün kadınları ve erkekleriyle beraber yürümezse ilerlemesine, uygarlaşmasına teknik imkân ve bilimsel ihtimal yoktur."

"Biz ilhamlarımızı gökten ve bilinmeyen alemden değil, doğrudan doğruya hayattan almış bulunuyoruz."

Müzenin giysi bölümü olarak kullanılan bu kulede; Anadolu Üniversitesi eski rektörü Prof. Dr.Yılmaz Büyükerşen'in yaptığı Atatürk'ün gerçek boyutlarında balmumu heykeli bulunmaktadır.

CUMHURİYET KULESİ

Sanat Galerisi'nin girişi olan bu kulenin duvarlarında Atatürk'ün Cumhuriyet ile ilgili şu özlü sözü bulunmaktadır.

"En büyük gücümüz, en güvenilir dayanağımız, ulusal egemenliğimizi kavramış ve onu eylemli olarak halkın eline vermiş ve halkın elinde tutabileceğimizi gerçekten kanıtlamış olduğumuzdur."

Kulenin içinde, Atatürk'ün öğrenim gördüğü Manastır Askeri İdadisi ile Sivas ve Erzurum Kongre binaları ve I. T.B.M.M. binalarının maketleri ve o dönemlere ait fotoğraflar sergilenmektedir.

SANAT GALERİSİ

Cumhuriyet Kulesi ve Müdafaa-i Hukuk Kuleleri arasında yer alan bu bölümde Atatürk'ün özel kitaplığı teşhir edilmektedir.

Duvarlarda Atatürk'ü ziyaret etmiş olan yabancı devlet adamları ile Atatürk'ü birlikte tasvir eden yağlı boya tablolar bulunmaktadır. Bu tablolar, ressam Rahmi Pehlivanlı'nın eseridir.

Galeride ayrıca, Atatürk, Milli Mücadele ve Anıtkabir konulu belgesel filmlerin gösterildiği sinevizyon bölümü yer almaktadır.

MÜDAFAA-İ HUKUK KULESİ

Bu kule duvarının dış yüzeyinde yer alan kabartmada, Kurtuluş Savaşımızda ulusal birliğimizin temeli olan Müdafaa-i Hukuk dile getirilmektedir. Kabartmada, bir elinde kılıç tutarken diğer elini ileri uzatmış sınırlarımızı geçen düşmana "Dur!" diyen bir erkek figür tasvir edilmiştir. İleri uzatılan elin altında bulunan ulu ağaç yurdumuzu, onu koruyan erkek figürü ise kurtuluş amacıyla birleşmiş olan milletimizi temsil etmektedir. Kabartma Nusret Suman'ın eseridir.

Kulenin duvarlarında Atatürk'ün Müdafaa-i Hukuk konusunda söylediği sözler yer almaktadır:

"Ulusal gücü etken ve ulusal iradeyi egemen kılmak esastır." (1919)

"Ulus bundan sonra hayatına, bağımsızlığına ve bütün varlığına şahsen kendisi sahip çıkacaktır." (1923)

"Tarih; bir ulusun kanını, hakkını, varlığını hiçbir zaman inkâr edemez." (1919)

"Türk ulusunun kalbinden, vicdanından doğan ve onu esinlendiren en esaslı, en belirgin istek ve iman belli olmuştu: Kurtuluş." (1927)

Kulenin içinde "Atatürk ve Milli Mücadele" konulu periyodik sergiler düzenlenmektedir. Ayrıca Atatürk'ün öğrenim gördüğü Harbiye Mektebi'nin maketi bulunmaktadır.

SAKARYA MEYDAN MUHAREBESİ KONULU KABARTMA

Komposizyonun sağında bir genç, iki at, bir kadın ve bir erkek bulunmaktadır.Bunlar, savaşın ilk döneminde düşman saldırıları karşısında evlerini bırakıp yurt savunması için yollara düşmüştür. Sağdaki delikanlı arkaya dönmüş, sol elini kaldırıp yumruğunu sıkarak düşmanlara; "Bir gün döneceğiz ve sizden öcümüzü alacağız" demektedir.

Bu üçlü grubun önünde çamura batmış bir araba, çabalayan atlar, tekerleği döndürmeye çalışan bir erkek ve iki kadın ile ayakta bir yiğit ve ona bir kılıç sunan diz çökmüş bir kadın vardır. Bu grup figürleri, Sakarya Muharebesi başlamadan önceki dönemi temsil etmektedir. Bu grubun solunda, yere oturmuş iki kadın ve bir çocuk, düşman istilası altında, Türk ordusunu bekleyen halkımızı simgelemektedir. Bu halkın üzerinden uçarak Başkomutan Mustafa Kemal'e çelenk sunan bir zafer meleği vardır.

Komposizyonun sonunda yere oturan kadın vatan anayı, diz çöken genç Sakarya Meydan Muharebesi'ni kazanan Türk ordusunu, meşe ağacı ise zaferi simgelemektedir. Vatan ana, Türk ordusunun zaferinin simgesi olan meşe ağacını göstermektedir. Kabartma İlhan Koman'ın eseridir.

BAŞKOMUTAN MEYDAN MUHAREBESİ KONULU KABARTMA

Komposizyonun solunda yer alan ve bir köylü kadın, bir erkek çocuk ve bir attan oluşan grup milletçe savaşa hazırlık dönemini temsil etmektedir. Sonraki bölümde; Atatürk bir elini ileri uzatmış ve "Ordular ilk hedefiniz Akdeniz'dir, ileri!" diyerek ordularımıza hedefi göstermektedir. Öndeki melek, Ata'nın emrini borusu ile uzak ufuklara iletmektedir. Bundan sonraki bölümüde, Atatürk'ün emrini yerine getiren Türk ordusunun fedakarlıklarını ve kahramanlıklarını temsil eden kabartmada, vurulup düşen bir erin elindeki bayrağı kavrayan bir yiğit ile siperde ellerinde kalkan ve kılıçlı bir asker Türk ordusunun taarruzunu sembolize etmektedir. Önde ise elinde Türk bayrağı ile Türk ordusunu çağıran zafer meleği bulunmaktadır. Kabartma Zühtü Müridoğlu'nun eseridir.

MOZOLE

Anıtkabir'in en önemli bölümü olan mozoleye çıkan 42 basamaklı merdivenlerin ortasında "hitabet kürsüsü" yer almaktadır. Mermer kürsünün tören meydanı cephesi dairesel geometrik motiflerle süslü olup, ortasında Atatürk'ün "Hakimiyet kayıtsız şartsız milletindir" sözü yazılıdır. Kürsü Kenan Yontuç'un eseridir.

Mozole 72x52x17 m. boyutlarında uzunca dikdörtgen bir plan üzerine kurulmuş olup, ön ve arka sekiz, yan cepheler ise 14.40 m. yüksekliğinde ondört kolonatla çevrelenmiştir. Mozole cephesinde, solda Atatürk'ün Türk gençliğine hitabı, sağda ise Cumhuriyet'in kuruluşunun 10. yıldönümünde söylediği nutku yer almaktadır. Harfler taş kabartma üzerine altın yaldızlarla yazılmıştır.

ŞEREF HOLÜ

Şeref holüne bronz kapılardan girilir. Girişte sağda Atatürk'ün 29 Ekim 1938 tarihli Türk ordusuna son mesajı, solda ise 2. Cumhurbaşkanı İsmet İnönü'nün Atatürk'ün ölümü üzerine yayınladığı 21 Kasım 1938 tarihli Türk milletine taziye mesajı yer almaktadır. Bu iki yazıt Atatürk'ün doğumunun 100. yılı olan 1981'de yazılmıştır.

Girişin tam karşısında büyük pencerenin yer aldığı nişin içinde, Atatürk'ün sembolik lahdi bulunmaktadır. Lahit taşı tek parça kırmızı mermer olup 40 ton ağırlığındadır. Lahit taşının yer aldığı bölüm ise beyaz Afyon mermeri ile kaplıdır. Şeref holünün zemini Adana ve Hatay'dan, yan duvarları ise Afyon ve Bilecik'ten getirilen kırmızı, siyah, yeşil ve kaplan postu mermerlerle kaplanmıştır.

Şeref holünün 27 kirişten oluşan tavanı ile yan galeri tavanları mozaik ile süslenmiştir. Şeref holünün yüksekliği 17 m. olup, yan duvarlarında altışardan 12 adet bronz meşale bulunmaktadır. Mozole yapısının üstü, düz kurşun çatı ile örtülüdür.

MEZAR ODASI

Atatürk'ün aziz naaşı, mozolenin zemin katında doğrudan doğruya toprağa kazılmış bir mezarda bulunmaktadır. Mozolenin birinci katı olan şeref holündeki sembolik lahit taşının tam altında bulunan mezar odası Selçuklu ve Osmanlı mimari stilinde sekizgen planlı olup, piramidal külahlı, tavanı geometrik motifli mozaiklerle süslenmiştir. Zemin ve duvarlar siyah, beyaz, kırmızı mermerlerle kaplanmıştır. Mezar odasının ortasında kıble yönünde kırmızı mermer sanduka yer almaktadır. Mermer sandukanın çevresinde bütün illerden ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nden gönderilen toprakların konulduğu pirinç vazolar bulunmaktadır.

ALAGÖZ KARARGÂH MÜZESİ

Sakarya Savaşı'nda düşmanın Polatlı yakınlarına kadar ilerlemesi üzerine Batı Cephesi Komutanlığı, Ankara-Polatlı arasındaki Alagöz Köyü'nü Cephe Karargâhı olarak seçmiştir. Bu köyün halkından, Türkoğlu Ali Ağa'ya ait çiftlik evi karargâh olarak kullanılmıştır.

Sakarya Savaşı'nın bitiminde bina, sahipleri olan Ali Türkoğlu ve oğulları tarafından 1965 yılına kadar ev olarak kullanılmıştır. 1965 yılında varisleri tarafından Milli Eğitim Bakanlığı'na devredilmiştir. 1967 yılında, Eski Eserler ve Müzeler Genel Müdürlüğü'ne bağlı olan Anıtkabir Müze Müdürlüğü'ne devredilen binanın, restorasyonu yapılarak müze haline getirilmiştir.

10 Kasım 1968 tarihinde sadece üst katı tanzim edilerek teşhire açılmış, alt kat odaları ise 1983 yılında yapılan yeni bir düzenlemeyle teşhire açılmıştır.

Bina iki katlıdır ve, Giysi Odası, Kitaplık ve Hatıra Eşya Odası, Zabitan Yemek Odası, Mutfak, Muhabere Odası, Başkumandanlık Odası, Kurmay Heyeti Odası, Dinlenme Odası, Yaveler Odası, Atatürk'ün Yatak Odası, Atatürk'ün Yemek Odası ve Hizmet Eri Odası olmak üzere 12 odadan oluşmaktadır.

Adres: Anıt Caddesi Tandoğan/Ankara
Tel: (312) 231 79 75

ANITKABİR ULAŞIM


İlgili Aramalar:Ankara anıtkabir , Anıtkabir nerede , Ankarada gidilmesi gereken yerler

14 Aralık 2017 Perşembe

Uçhisar Kalesi - Kapadokya'nın seyir terası

Uçhisar, kaya oyma evleriyle, kalesiyle, butik otel ve restoranlarıyla Kapadokya'nın son yıllarda en gözde yerlerinden birtanesi.



 Nevşehir'e 5 kilometre uzaklıktaki Uçhisar, Kapadokya'nın en güzel seyrinin yapıldığı tepe ve çevresine kurulu. Kapadokya’nın en yüksek yerleşimi olan noktada yer alan Uçhisar Kalesi, bölgenin en güzel panoramik seyir noktası sayılır.



Kale içerisinde bulunan odalar birbirine merdivenler, tüneller ve koridorlarla bağlanmış. Çok katlı olan kalenin bazı bölümleri çökmüş, tüm odalara ulaşılamıyor. Uçhisar Kalesi, aslında birbirine yakın iki dev peribacasından oluşuyor.



Yöre halkı büyüğünü “Ağanın Kalesi”, kü­çüğüne “Çavuşun Kalesi” olarak adlandırmış. Kale güneyden 50 metreyi, kuzeyde vadi tarafından ise 100 metreyi aşan bir yüksekliğe sahip. Kalenin zirvesine ulaştığınızda, güneyde Güvercinlik Vadisi’nden kuzeyde Avanos’a, doğuda Ortahisar Kalesi’nden, Göreme Milli Parkı’na kadar Kapadokya coğrafyasının enfes manzarası sizi bekliyor. Tüm görkemliyle sizi selamlayan Erciyes’ten Hasan Dağları’na kadar, gözalıcı renklere boyanmış Kapadokya vadilerinin tüm güzelliği gözlerinizin önünde. Balona binmek için yeterli bütçesi olmayanlara, günbatımı saatlerine yakın. Uçhisar Kalesi’ne çıkmalarını öneriyorum. İster yaz mevsimi olsun ister kış mevsimi, günbatımında Erciyes’in muhteşem kızıllığını, doğanın ve gökyüzünün büründüğü renk cümbüşünü keyifle izleyebileceğiniz bir yer burası.


 İlgili Aramalar: Uçhisar kalesi, üçhisar kalesi, uçhisar, kapadokya, kapadokya kale,

Üç Güzeller: Üç Güzeller nerede? Nasıl gidilir...


Kapadokya'ya geldiniz ve gezecek yer arıyorsanız mutlaka gezi listenize eklemeniz gereken yerlerden bir tanesi de Üç Güzeller olmalı.



Ürgüp'te bulunan 3 peribacası gelinip görülmesi gereken yerlerden birtanesi. Burada güzel fotoğraflar çekebilir, harika gün batımını izleyebilirsiniz. Yol üstünde bulunan Üç Güzeller'e ulaşmakta kolay. Yazımızın hemen altındaki haritaya tıklayarak Üç Güzellere ulaşım sağlayabilirsiniz. Keyifli seyahatlar dileriz.



HEDİYELİK EŞYALAR
Kapadokyada nereye giderseniz bir hediyelik eşya dükkanına rast gelebilirsiniz. Fakat Üç Güzeller de bulunan alanda eşyalar gerçekten ucuz. Yanınızda hediye götürmek isterseniz buradaki dükkanlara uğrayabilirsiniz.

Üç Güzeller'den harika bir kış manzarası



ÜÇ GÜZELLER NEREDE?

Nevşehir Ürgüp yolu üzerinde yer almaktadır.


İlgili Aramalar: Üç güzeller nerede, üç güzeller kapadokya, üç güzeller gezi, üç güzeller gezisi, üç güzeller ürgüp, üç güzeller ulaşım

8 Mayıs 2017 Pazartesi

Aynalıgöl Mağarası

Mersin iline yaklaşık olarak 170 kilometre, Aydıncık ilçesine ise 10 kilometre mesafede bulunan Aynalıgöl Magarası, denize sıfır konumda bulunuyor.



Pamukkale'yi andıran görüntüsü size güzel bir sürpriz yaşatsa da en alt kısmındaki masmavi göl sizi buraya hayran bırakacak. Ayrıca göz kamaştırıcı sarkıt ve dikitler sizleri büyüleyecek.


Henüz tanıtımının fazla yapılmayışı ve işletme bakımından ilgisiz kalınması nedeniyle mağara bakımsız kalmış durumda. Bu kadar güzel bir yerin bakımının hiç vakit kaybetmeden yapılması gerekmekte.

İçeri de nem miktarının ve merdiven sayılarının fazla olması nedeniyle gezintiniz biraz yorucu ve terli olacaktır. Tüm bunlara rağmen güzel keyifli bir gezinti yapabilirsiniz. Mutlaka gezilip görülmesi gereken yerlerden.

2 Mayıs 2017 Salı

Sasalı İzmir Piknik Alanı


İlk önce yazımıza Sasalı Piknik Alanı'nın ücretsiz olduğunu belirterek başlayalım. Hafta sonu ailenizde hiç bir ücret ödemeden girip piknik yapabileceğiniz alanlardan birtanesi.



Mangalınızı, semaverinizi yanınıza alıp ister otobüsle isterse arabanızda doğal yaşam içerisinde hafta sonununuzu güzel bir şekilde geçirebilirsiniz.

Sasalı Doğal Yaşam Parkı'nın yanıbaşında yer alan bu piknik alanında çeşme, wc, mangal ve piknik masaları mevcut. İçeride özel olarak satılan mangal, çıra, semaver gibi ürünlerde satılmakta.



Spor yapmak isterseniz basketbol sahası da bulunmaktadır. İzmir Büyükşehir Belediyesi'ne ait bu güzel piknik alanında hafta sonunuzu zevkli bir şekilde geçirebilirsiniz.


Sasalı piknik alanı nerede?



İlgili Aramalar: İzmirde piknik alanı, izmirde nereleri gezmeli, izmirde gezmeli yerler, izmir piknik, izmir mesire alanı,

Datça Knidos | Antik kent

Datça'ya uzak bir kısımda da olsa Knidos'u görmeden dönmeyin.


Knidos antik çağın en önemli ticaret, sanat ve kültür kentlerinden birisi. Demokrasinin ilk örneklerinin yaşandığı, çağının modern kenti.



Her ne kadar datçaya uzak olan bir yer olsada Knidos, Akdeniz ile Ege'nin sınırında olmak tarihi şehri hissetmek ve tam sınırdaki o eşsiz manzara için kesinlikle zaman tanınmaması gereken güzellikte bir yer. Özellikle akşam güneşin batışını Knidos'da izlemek ayrıca bir güzellik katıyor.



Ören yerine müze kart ile giriliyor. Knidos'a geldiğiniz de buradan da temin edebilirsiniz. Gitmeden önce saatlerinizi kontrol ederek gitmelisiniz.



KNİDOS'A NASIL GİDİLİR?


Knidos Datça Merkezine 38 km uzaklıkta olup kendi arabalarınızla veya Palamutbükü minübüsleri ile gidip dönebilirsiniz, Marmaris’ten gelişte Datça’ya 2 km kala Reşadiye mahallesine geldiğinizde, Resadiye Kazım Yımaz ilkögretim okulunu geçer geçmez bir kavşağa gelirsiniz, buradaki levhalar size Knidos yönünü gösterecektir, karşınıza çıkan fırının yanından. sağa saparsanız Karaköy, mesudiye , Palamutbükü ve Knidos istikametine giden yola girersiniz. Bir km kadar gidince yol ikiye ayrılır sağ tarafa giderseniz feribotun kalktığı Karaköy’e (körmen) gidersiniz. Bu kavşaklarda gerekli tabelalar bulunuyor. Biz sola gidiyoruz.. Bir müddet gidince yol ikiye ayrılır, sol taraf Mesudiye tarafına gider, Biz yol ayrımından sağa sapıyoruz , rampa bir yolu geçiyoruz, yol üstünde yolumuza ilk çıkan yerleşim Sındı Zeytincik mahallesi, daha sonra Yaka , Çeşmeköy arazileri, ardından Yazıköy’ ü geçiyorsunuz .Yazıköy’ü geçerken Akdeniz mimarisindeki taş evlerden ve daracık sokaklardan geçiyorsunuz . Yazı köyden 7-8 km kadar sonra Knidos geliyor.

Diğer bir ulaşım ise datçadan tekne turlarıyla knidos'a ulaşım sağlayabilirsiniz.
İlgili Aramalar: Datça, datçada gezilecek yerler, datça tatili knidos, datça antik yerler, datça antik kent, knidos antik kent, knidosa nasıl gidilir?

1 Mayıs 2017 Pazartesi

Babadağ, Cennetten bir dağ | Muğla Ölüdeniz

Babadağ, yamaç paraşütü tutkunların buluşma noktalarından biri. Ölüdeniz'e turist olarak gelen paraşütçülerin yukarıdan atlayış yapma fikrini yapmasıyla babadağ tanınmış ve bir çok turistin ilgisini bu bölgeye çekmiştir.



Belcekız Plajı'nda sırtüstü kumlara uzanmış, Babadağın zirvesine 'bakan gezginler, deniz-güneş-kum üçlemesinin dışına çıkmak istemişler, hayaller kurmuşlar. Yıllar geçmiş, hayal gerçek olmuş. Bugün, mayıs ayında bile karla kaplı olan Babadağ'yn zirvesinden uçuşa geçip, aşağıda masmavi Belcekız Plajı'na inerek, hemen tulumu çıkarıp denize girmek keyfi doğa, deniz ve macera severler için olağanüstü bir deneyimdir




CENNETTEN BİR DAĞ!..
Hava açık ve güzelken mükemmel bir huzur bulabileceğiniz nokta olan Babadağ'dan, cesaretinizi toplayıp paraşütle atlarsanız hayatınızın en güzel maceralarından birini yaşamış olabilirsiniz. Cennet gibi bir doğası, eski uygarlıkların yaşamını geçirdiği babadağ'da antik yollar, köylerin bulunduğu mükemmel bir dağ. Güneş ve kuş sesleri eşliğinde doğada yapacağınız yürüyüşde sizi kendinizden alacak. Babadağ'dan Ölüdeniz manzarası ise tüm yorgunluğunuzu alabilir.



Ulaşım için Fethiye'den kalkan minibüslerle 8.50 TL karşılığında sizi babadağ'a çıkabilir ve inebilirsiniz.

Unutmadan söyleyelim babadağ her daim serin ve soğuktur. Çıkarken kendinizi buna hazırlayın.
İlgili Aramalar: Fethiye, ölüdeniz, fethiye babadağ nerede, babadağ paraşüt, babadağ da paraşüt, fethiyede gezilecek yerler, fethiyede nereleri gezmeli, muğlada gezilecek yerler, muğlada nereleri gezmeli,

27 Nisan 2017 Perşembe

Ali Kayası Kahramanmaraş

Kahramanmaraş-Süleymanlı (Ilıca) Karayolunun 32. kilometresinde bulunan Ali Kayası'nın Sarp ve heybetli bir yapısı vardır.



İki sarp yalçın kayanın arasında çağlayanlar halinde akan suların etrafı çam ve meşeliklerle kaplıdır.


Heybetli görünüme sahip olan Ali Kayası'nın yüksekliği 148 metredir. Menzelet baraj gölü havzasında yer almaktadır.


Ali Kayası; Kahramanmaraş merkez Bulutoğlu köyü Karput Mezrası sınırları içerisinde bulunan ve ismi Hz. Ali’ye nispet edilen bir kaya ziyaretidir. 

Ali Kayası eski Kahramanmaraş-Kayseri karayolunun 25. kilometresinde yolun sol tarafında, yerden 150 m. yükseklikte olduğu söylenen düz bir kayadan oluşmaktadır. 



ALİ KAYASI EFSANESİ NEDİR?

 Efsaneye göre Hz. Ali küffarla savaşa giderken yolu bu sarp ve yalçın kayaya düşmüş ve burada bir süre mola ver-miş. Hz. Ali, kendi adıyla anılan kayanın üzerine geldiğinde, kayanın Güredi Kalesi’yle bitiştiğini ve aynı adı taşıyan Güredi (Tekir) suyunun da yine Ali Kayası tarafından tıkanıp bir göl haline geldiğini görmüş. Bu duruma müdahale etmek isteyen Hz. Ali kılıcı Zülfikar’ı çekip kayaya vurduğunda kaya düz bir şekil almış ve Güredi suyu yol bulup Ceyhan Nehrine karışmış. Bu sırada Güredi Kalesi de kılıç darbesiyle yaklaşık 1,5 km. kuzeye uzaklaşmış. O sırada kalenin küffarın eline geçtiğini gören Hz. Ali, Düldül’ü şaha kaldırmış ve Ali Kayası’ndan Güredi Kalesi’ne atlayıvermiş. Kalede çetin bir savaş veren Hz. Ali, kaleyi kısa zamanda teslim almış ve kale kumandanı “Keyiş/Keşiş” in başını Zülfikar’ın ucuna takıp söz konusu kayaya doğru fırlatmış. Keşişin başı kayanın kuzey yüzüne isabet etmiş ve başın değdiği kaya parçası derhal oyuluvermiş. Söylenceye göre günümüzde “Keyiş/Keşiş’in Oyuğu (deliği)” denilen bu yerdeki beyazlık, Keşişin saçları veya kafatasına ait parçalarmış. Ancak kayanın düz ve yerden takriben 150 m. kadar yükseklikte olması dolayısıyla söz konusu oyuğa ulaşmak pek mümkün değildir. 



 Ali Kayası’nın güney yamacında 45 m2 kadar olan ve yöre halkı tarafından kutsal kabul edilen bir mağara bulunmaktadır. Düldül’ün söz konusu mağaraya girdiği, burada bir süre kaldığı ve hatta yaşadığı anlatılmaktadır. Anlatılanlara göre Düldül, bu bölgeye Hz. Ali’nin vefatından sonra yalnız başına gelmiştir. Önce “Kaya Düldülü” sonra da “Yayla Düldülü”ne uğramış, buralarda gezinmiş, sularından içmiş, mağaralarında kışı geçirmiştir. Yörede onun yerden çok yüksek olan kayalara sıçrayabildiği, derisini ıslatmadan ırmakları geçebildiği, ancak hızlı koşan bir at olmadığı anlatılmıştır. Atının bu yönünü eleştirenlere Hz. Ali’nin, “Ben düşmanından korkmayacak kadar yürekli; onu kovalamayacak kadar merhametliyim” dediği rivayet edilmiştir. Söz konusu 45 m2’lik mağa-ranın tam üzerinde ise derinliği 5 m. kadar olan ve yöre halkı tarafından “Ziyaret Suyu” olarak adlandırılan bir de su kuyusu bulunmaktadır. Anlatılara göre Hz. Ali, Zülfikar’ın ucunu yere batırdığında kaya oyulmuş ve oyulan yerden su çıkmış, sudan hem kendisi hem de atı içmiştir. Bu su ile abdest aldığı da söylenilen Hz. Ali’nin kuyunun hemen yakınında namaz kıldığı, namaz esnasında diz kapağının isabet ettiği kayanın oyulduğu ve dizlerinin izinin çıktığı varsayılmakta ve bu yere de yöre halkı “Hz. Ali’nin namaz kıldığı yer” demektedir. Mağaradan “Ziyaret Suyu”na çıkılan patika yol üzerindeki taş oyukların ise Hz. Ali’nin atı Düldül’ün ayak izleri olduğu söylenmektedir.



Kahramanmaraş ve çevresinde Hz. Ali’nin Düldül’ünün ismiyle anılan üç farklı dağın olduğu söylenmektedir. Bu dağlardan Ali Kayası’nın da içinde olduğu dağa “Kaya Düldülü”, merkez ilçe Yeşildere köyü sınırları içerisinde bulunan dağa “Orta Düldül”, Osmaniye-Düziçi ilçesi sınırları içerisinde kalan dağa ise “Yayla Düldülü” adı verilmektedir. Efsaneye göre Hz. Ali, atı Düldül’ü kendi adıyla anılan kayada arka ayakları üzerinde şaha kaldırmış ve yaklaşık 40 km. uzaklıkta olan Osmaniye-Düziçi ilçesi sınırları içerisinde kalan “Yayla Düldül’ü” dağına konmuştur.




Bu sırada atın “Orta Düldül” denilen Düldül Dağı’nı geçerken zorlandığı, bunu fark eden Hz. Ali’nin dağa “Eğil ya mübarek.” dediği ve dağın derhal eğildiği anlatılmaktadır. Hz. Ali ve atının söz konusu dağın üzerinden geçmesinden bu yana dağın ışık saçtığı, dolayısıyla çevresindeki köylerin karanlık gecelerde dahi aydınlık olduğu söylenmektedir. Başka bir anlatıya göre de Düldül, söz konusu dağı geçtiği sırada ayağı bir kayaya çarpar ve yaralanır. Düldül, acı içerisinde Düziçi ilçesinde kendi adıyla anılan dağa iner. Hz. Ali onun ayağını iyileştirmek için dağın eteğinden akan Ceyhan Nehri yakınlarına kadar getirir ve yaralı ayağını yıkar. Hemen akabinde Düldül’ün ayağı iyileşiverir. Bu sırada ayağın yıkandığı yerde aynı anda bir de sıcak su çıkar. İnanışa göre o sıcak su günümüzde de Haruniye/Düziçi Ilıcası olarak bilinmektedir. Ali Kayası Kahramanmaraş ile çevre il ve ilçelerden gelen kimseler tarafından yılın her mevsiminde ziyaret edilmektedir. Karayolunun buradan geçtiği sıralarda Afşin, Elbistan, Nurhak, Ekinözü, Göksun ile diğer il ve ilçelerden Kahramanmaraş’a giden yolcuların, Ali Kayası’nı gördüklerinde arabalarından inerek ona karşı dua ve niyazda bulundukları söylenmektedir. Buraya gelen ziyaretçilerin Hz. Ali’nin namaz kıldığı ve atının izi olduğu söylenen yerler başta olmak üzere kutsal kabul edilen yerleri dolaşarak dua edip namaz kıldıkları, söz konusu izlere yüz sürdükleri görülmüştür. Bunun yanında çeşitli hastalıkların tedavisi amacıyla yöre halkı tarafından kutsal kabul edildiği söylenen “Ziyaret Suyu”ndan içtikleri, köye getirip dağıttıkları, söz konusu su ile banyo yaptıkları ve bu vesileyle şifa buldukları ifade edilmiştir. Kuyudan su alındıktan sonra da kuyuya düğme boncuk vb. gibi şeylerin atıldığı söylenmiştir. Aynı zamanda Ali Kayası’nda adak kurbanlarının kesildiği, yağmur yağmadığı dönemlerde de yağmur duası için çıkıldığı anlatılmıştır.

Handanbey Camisi Gaziantep

16. yüzyılda Handanbey tarafından yaptırılmıştır.

1575 tarihli Ayıntab Vakıf defterinde adı geçmezken, 1596 tarihli Şer'i Mahkeme Sicili'nde kaydı geçmesi bu iki tarih arasında inşa edildiğini gösterir.



Yapı birkaç kez onarım geçirmiştir. Handaniye, Handaliye, Andaliye gibi adlarla anılmıştır.



Fransız işgalinde kıble duvarını delerek içeride patlayan bir gülle ile cami bölümü harap olmuştur. Cami onarılırken plan korunmuştur. Kıbleye paralel iki bölüümden oluşr. Ortadaki iki ayakla, çarpraz tonozla örtülü altı bölüme ayrılmıştır. Taç kapısı siyah, beyaz ve kırmızı taşlarla bezelidir. Minberdeki ahşap işçiliği özeldir. Minare palmez motifleri, rozetler ve çini tabaklarla süslüdür.


THE HANDAYBEY MOSQUE 
This mosque ws built by Handanbey in the 16 th century. While not mentioned in the Ayıntab Foundation record book of 1575, the mosque is recoded in the 1596 "Ser'i Mahkeme Sicili" (Ottoman records kept by a Moslem judge), indicating that it was buit between these two dates. The building has been renovated several times, and has been known by various names such as the "Handaniye", "Handaliye" and "Andaliye".



The main part of the mosque was ruined when a shell penetrated the "kiblah" (direction of Mecca) wall and exploded inside during the French occupation. The original plan ws preserved when the mosque was repaired. It has two sections running parallel to the "kiblah". The space ise divided by two butresses in the centre and covered by six cross vaults. The portal is decarated with black, whitie and red stones. The pulpit is distinguished by fine woodcarving. The minaret ise decorated with palmate motifs, roseltes and plates of painted porcelain.

Konya Hadim Yerköprü Şelalesi

Yerköprü Şelalesi Konya'nın Hadim İlçesi'ndedir. Şelaleye Konya'dan Karaman istikametine giderken sağ tarafta bulunan Güneysınır ilçesi tabelası görülmektedir. Güneysınır ilçesini geçtikten sonra Gürağaç kasabasını da geçip sol taraftaki küçük tabelayı atlamadan şelaleye doğru dönülür.

Habiller köyünü geçtikten sonra 7 veya 8 kilometre sonra karşınıza 20 metre yüksekliktek aşağı akıp Akdeniz'e doğru akan büyük bir şelale gelir.



EŞSİZ GÜZELLİKTE

Yer köprü Şelalesi, eşsiz doğal güzelliğiyle istisnasız herkesi büyüleyebilecek muhteşem bir güzelliğe sahiptir. Özellikle Haziran ayı, bu şelaleyi gezmek için en ideal aydır. Bu ayda özellikle zakkumların muhteşem renk cümbüşüne bir çok ağacın çiçekleri de eklenince, şelale tam bir doğa harikası haline gelmektedir.


DOĞAL KÖPRÜ BULUNMAKTA

Yer Köprü şelalesi, oluşum olarak, eski Göksu yatağı üzerindedir. Göksu Irmağı, burada yaklaşık 30 metre tabana dalmakta, nehrin üzerinde doğal bir köprü bulunmaktadır. Bu köprü şeklindeki yerin etrafı çok yüksek ve kayalarla çevrili olmasına rağmen, köprü kısmı oldukça düz ve çok sayıda bitkiyle adeta bir bahçe gibidir.



Nehrin 30 metre kadar üstündeki bu köprüde, kayaların dibinden çıkan suyun, nehrin tabana daldığı tünelin çıkışına üstten dökülmesiyle şelale oluşmaktadır. Dolayısıyla şelaleyi oluşturan su, nehirden değil, bu köprü üzerindeki kaynaktan gelmektedir. Dolayısıyla kaynağın suyu yıl boyunca aynı kaldığı için, köprü üzerindeki bitki örtüsüne hiç bir zarar gelmemektedir.




İlgili Aramalar: Yer köprü şelalesi, yerköprü, yerköprü şelalesi hadim, konya şelaleri, konyada nereleri gezmeli, konyada gezilecek yerler,

24 Nisan 2017 Pazartesi

Kültürpark | Bursa'da nereleri gezmeli

Bursa'da şehrin atardamarlarından biri olan Kültürpark, Bursa'ya gelenlerin ziyaret etmeleri gereken güzel yerlerden birtanesi konumunda.

Yeşiliyle ün yapmış olan Bursa, Kültür parkı ile Bursalıların nefes aldığı en önemli mekanların başında geliyor.



Bursa’nın hemen göbeğinde olan Reşat Oyal Kültür Parkı(*), yakın bir zamana kadar şehrin trafiğinden ve karmaşasından kaçmak için kullandığımız bir kaçış yeri.



BURSA KÜLTÜRPARKI'NA NASIL GİDİLİR?